98 yaşında hayatını kaybeden tiyatro sanatçısı Haldun Dormen, bugün son yolculuğuna uğurlandı.
Türk tiyatrosunun duayen isimlerinden, usta oyuncu ve yönetmen Haldun Dormen için bugün vasiyeti üzerine Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde tören düzenlendi.
Anma töreninin ardından Teşvikiye Camii’nde öğle namazını müteakip cenaze namazı kılındı. Dormen, Edirnekapı Şehitlik Mezarlığı’ndaki aile kabristanına defnedildi.
USTA OYUNCU İZZET GÜNAY KORKUTTUCenaze namazı sırasında aniden fenalaşan 91 yaşındaki İzzet Günay, kısa süreli korkuya neden oldu.
Çevredekilerin durumu fark etmesiyle kalabalıktan çıkarılan usta oyuncu haber verilen sağlık ekiplerinin müdahalesiyle hastaneye kaldırıldı.
Günay'a ilk müdahale cenazede bulunan meslektaşları ve sağlık görevlilerince yapıldı.
Bir süre önce kaldırıldığı hastanede enfeksiyon tedavisi gören usta sanatçı Haldun Dormen, 21 Ocak'ta hayatını kaybetti. Vefat haberini oğlu Ömer Dormen duyurmuştu.
98 yaşında hayata veda eden usta sanatçı için kendi vasiyeti doğrultusunda bugün Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde bir anma töreni düzenlendi. Törene sanat, cemiyet ve spor dünyasından çok sayıda ünlü isim katıldı.
OĞLUNDAN DUYGU DOLU VEDAHalit Ergenç’in gözyaşları içinde sunduğu anma töreni usta tiyatrocunun 72 yıllık sanat hayatından kesitler ve sanatçı dostlarının onu anlattığı özel bir videonun gösterilmesiyle başladı.
Video gösteriminden sonra Haldun Dormen dakikalarca alkışlandı.
“ÖLENE KADAR ÜRETMENİN NE DEMEK OLDUĞUNU GÖSTERDİ”
Törende konuşan usta sanatçının oğlu Ömer Dormen şu açıklamalarda babasına veda etti:
“Babam eminim şu anda arka sıralardan birine oturmuş bizi izliyordur ve içinden ‘Şekerim, çok uzadı’ diye geçiriyordur; ardından da ‘En az 20 dakika kesmeniz gerekiyor’ diyordur…
Ölene kadar üretmenin ne demek olduğunu hepimize gösterdi. Ekim ayında onu ziyaret ettiğimde hâlâ bir Broadway müzikali yapma hayali vardı. Hayata gerçekten inanarak, tutunarak hayal ederdi. Bir şeye inandı mı vazgeçmezdi. Bu, hayatla ve insanlarla kurduğu bir güven ilişkisiydi. Annemle 60 yıl önce ayrılsalar da birbirlerinin en kadim dostları oldular. O, biriyle bağ kurduysa asla bırakmazdı…
Üç hafta önce yoğun bakıma girdi. Ağzında oksijen maskesi vardı. ‘Babacığım, inşallah buradan çıkınca biraz dinlenip ara verirsin, değil mi?’ dedim. Bana Haldun Dormen bakışıyla baktı ve ‘O zaman burada kalacağım’ dedi.
“BABAM BİR CUMHURİYET AŞIĞIYDI”
Onu güzel anılarıyla, muzipliğiyle, kalbiyle hatırlayıp gülümseyelim. Babam bir Cumhuriyet aşığıydı; Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı, gerçek bir vatanseverdi. Sanata bakışı da böyleydi. Gençlere tiyatro eğitimi vermesi bu anlayışın bir sonucuydu.
İyi ki senin oğlundum, iyi ki babamdın. Hayata bakışın, duruşun ve öğrettiklerin hep benimle ve yüzlerce kardeşimle olacak. Seni çok seviyorum. Sanki perde hiç kapanmayacak gibi… Işıklar içinde uyu.”
DORMEN'E DOSTLARINDAN VEDA"BENİM İÇİN MUCİZE BİR İNSANDI"
Oyuncu Suna Keskin:
“Anlatmak çok zor elbette. Benim tek kahramanım Mustafa Kemal Atatürk'tür diyen; yüzü, beyni aydınlık bir tiyatro insanıydı Haldun Dormen. Benim 60 yıllık hocam, meslektaşım, sırdaşım, ağabeyim, her şeyim. Benim gibi birçok insanın hayatına dokundu. Ben 60 yıldır sahnedeysem bu, Haldun Dormen'in sayesinde oldu. İnanılmaz unutulmaz anlar yaşattı bize. Sahne üzerinde olabilecek olması gereken her şeyi ondan öğrendim. Benim için bir mucizeydi, onu bugün uğurluyoruz. Onda ilahi bir güç vardı, hiç durmak yorulmak bilmedi. Bize örnek olması gerekiyordu, oldu da. Ne mutlu ona ki ömrünün son anına kadar oyuncu olarak hayatını sürdürebildi."
Oyuncu Melek Baykal:
“Ben Ankara oyuncusu olduğum için Haldun ağabey ile maalesef çok az şey paylaştım. Keşke Suna Keskin kadar Haldun'la daha çok şey paylaşma imkanım olsaydı. Keşke bir oyun bile paylaşabilseydik, bugün bu şansımı uğurluyorum. Hep yüreğimizde olacak, onu hiç unutmayacağız.”
"ONUN IŞIĞI HİÇBİR ZAMAN SÖNMEYECEK"Oyuncu ve seslendirme sanatçısı Tilbe Saran:
“Nezaketinden, cömertliğinden, tutkusundan, bir şeyi sonuna kadar öğrenme merakından, bu konudan da hiç vazgeçmesinden, son güne kadar elinde kitap olmasından, gençlere güvenmesinden... Gerçekten Haldun Dormen'in iyi yanlarını saymakla bitiremeyeceğim. Kendimizi kıymetli hissettiren biriydi, kendimizi onun gözüyle hissettiğimiz kadar değerli hissedemeyeceğiz. Herkese sadece insan olduğu için bile kıymetli hissettirmesi olağanüstü bir zarafetti. Işığı hiçbir zaman sönmeyecek. Onun yaşam enerjisi bitebilecek bir şey değil.”
"TÜRK TİYATROSU BABASINI KAYBETTİ"Gözyaşları içinde can dostu Haldun Dormen'i anlatan oyuncu Göksel Kortay, “Türk tiyatrosu babasını kaybetti.” diyerek duygularını şu sözlerle anlattı:
"Tiyatromuzun ışığı söndü, karanlıkta kaldık. Bugün onu son kez alkışlamaya, tiyatromuzun parlak yıldızı Haldun Dormen’i sonsuzluğa uğurlamaya geldik. Onu anlatmak, sayfalar dolusu kitaplar yazsanız bile mümkün değil. Hiç ‘keşke’si yoktu. En olumsuz anlarda bile derhal beyaz bir sayfa açar ve ‘Evet şekerim, şimdi ne yapıyoruz?’ derdi. Hep hayalleriyle, inancıyla ileriye yürürdü.
Hayattaki her şeyini; evini, sofrasını, tiyatrosunu, bilgisini paylaşırdı. O konuşurdu, çevresindekiler alabilecekleri kadar paylarını alırlardı. Çok sevdiği cümle ‘Yaparsın şekerim’ idi. Bu cümlede Haldun Dormen’in bütün yaşamı saklıydı: Cesareti, pes etmeyişi, umut dolu dünyası… Geleceğe hep umutla bakar, hiç geriye dönmezdi.
O ulu bir ağaçtı; dallarından Türk sinemasına ve tiyatrosuna nice büyük değerler yetişti. O, benim 70 yıllık dostum, dert ortağım, rol arkadaşımdı. O yollarda hep birlikte yürüdük. Hem rol arkadaşım hem ustamdı. Onu çok, çok özleyeceğim; hep özleyeceğim. Türk tiyatrosu babasını, ben ise en can dostumu kaybettim. Başımız sağ olsun.”
Sanatçı Kerem Cem:
"Haldun Dormen'in hayatına bir defa deymiş bir insanın hayatı bir daha aynı olmaz, özellikle sahne üstünde. Ben 20 yıl önce ilk müzikalim Broadway’den İstanbul'da Fransızca bir söylememi istemişti. 'Haldun ağabey ben Fransızca bilmiyorum, İngilizce söylesek' demiştim. O da tabii ki 'Yaparsın şekerim' demişti. İnanılmaz bir umut, inanılmaz bir okuldu.
Geçen sene bir film setindeydik. Belgrad Ormanı'nda soğuktaydık. Hepimizin aklında, 'hocam acaba setlere çıkmasanız mı' vardı. Çünkü yaş hepimiz için aynı işliyor. Ama onun için öyle değildi. Biz tabii ki bunu ona söylemedik. Çünkü biliyorduk ki çıkmazsa... Gitmek istemiyordu."
“METİN'DEN SONRA ACIM PERÇİNLENDİ”
Nevra Serezli:
“Türk tiyatrosunun başı sağ olsun. Onun Türk tiyatrosuna katkıları saymakla bitmez. Ben, izin verirseniz, kendi hislerimden bahsetmek istiyorum. Çok üzgünüm; çok şey kaybettim. Geçmişimi, hocamı, rol arkadaşımı, yönetmenimi… Ben dostumu kaybettim. Mutluluğuma sebep olan insanı kaybettim. Metin’in (Metin Serezli, eşinin vefatı) öbür yarısını kaybettim. On üç yıldır çok büyük bir acı çekiyordum; şimdi acım perçinlendi.”
TİYATROYA ADANAN BİR ÖMÜRTiyatro, sinema ve televizyon dünyasında iz bırakan Haldun Dormen, Sait Ömer Bey ile Nimet Rüştü Hanım'ın çocuğu olarak 5 Nisan 1928'de Mersin'de dünyaya geldi.
Usta sanatçı, Galatasaray Lisesi ile Robert Kolejdeki eğitiminin ardından ABD'de üniversiteye gitti ve tiyatrolarda çalıştı. Türkiye'ye 1954'te dönen sanatçı, Beyoğlu'nda Erol Günaydın, Nisa Serezli, Metin Serezli ve Erol Keskin ile Cep Tiyatrosunu kurdu. Dormen Tiyatrosunu ise 1957'de kurdu.Erol Günaydın, Altan Erbulak, Metin Serezli, Nisa Serezli, Erol Keskin, İzzet Günay, Yılmaz Köksal, Ayfer Feray gibi birçok sanatçı yetiştirdi. 1961'de Türkiye'deki ilk Batılı anlamdaki müzikal olan Sokak Kızı İrma'yı sahneledi. Kariyeri boyunca birçok oyunda imzası olan ve Anadolu'nun her yerine turneye giden Dormen, 1981'de sahneye koyduğu "Lüküs Hayat" oyunuyla da adından söz ettirdi. Dormen'in İstanbul Şehir Tiyatroları'nda sahneye koyduğu “Lüküs Hayat”, 30 yıl boyunca aralıksız ve genellikle kapalı gişe olarak devam etti.
Birçok eseri Türk tiyatrosuna kazandıran, yönetmenlik yapan Haldun Dormen, Dormen Tiyatrosu ile tiyatroda Dormen Ekolü'nü yarattı. Yaşamı boyunca 250'nin üstünde ödül kazanan sanatçı; İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı'nda ders verdi ve 1998 yılında da Devlet Sanatçısı unvanına layık görüldü.
Kariyerine birçok başarı sığdıran Dormen, 1959'da halkla ilişkiler alanında dünyaca tanınan bir isim olan Betül Mardin ile evlendi, sekiz yıl süren bu evliliğinden Ömer adlı bir oğlu dünyaya geldi.